USD48,97EUR55,74ALTIN$4.149BRENT$98,6BTC$83.540
yazıyoruz
28 Eylül 2026 PazartesiİST 18°
Kıbrıs Sorunu
Tarih

Kıbrıs Sorunu

aegean·

Kıbrıs Sorunu

1960 yılında Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık garantörlüğünde yeni bir Kıbrıs Cumhuriyeti kuruldu. Bu cumhuriyet, Türk ve Rum halklarının ortaklığına dayanıyordu.

Bu ortaklık 1963 yılında yaşanan Rum militan Makarios'un Türklerin anayasal haklarını kısıtlayan teklifleri ve Enosis'i dayatmasıyla bozuldu. Kanlı Noel saldırılarıyla Kıbrıslı Türkler etnik temizliğe uğratılmaya çalışıldı, yönetimden dışlandılar.

1967 yılına geldiğimizde, Rumların müdahalelerine dayanamayan Türkler rest çektiler ve Kıbrıs Geçici Türk Yönetimi'ni ilan ettiler.

Yedi sene sonra, 1974 yılında cunta destekli EOKA-B örgütü, Makarios'a darbe yaparak adayı direkt olarak Yunanistan'a bağlamaya çalıştı. 20 Temmuz 1974 tarihinde ise Garantörlük Anlaşması'ndan doğan haklarını kullanarak adaya amfibik bir operasyon düzenledi. Adada Türklerin güvenliği sağlandı ve bugünkü sınırlar çizildi.

Türkiye adanın neden tamamını ilhak etmedi?
Türkiye 1974 senesinde adayı işgal etmek veya fethetmek için değil, adadaki Türklerin can güvenliğini sağlamak için müdahale etti. Bu müdahale Zürich ve Londra anlaşmalarının verdiği sınırlı bir hakka dayanıyordu. O sınırı aşmak, "işgalci" damgasını yemek demekti.

Ecevit engel oldu masalı
Türkiye o dönemler diplomatik cambazlıklar yapıyordu, Soğuk Savaş döneminde herkesin gözünün adada olduğu zamanlar sınırı aşmak, uluslararası olarak meydan okumaktan farksızdı. Dönemin Türkiye'sinin belirli diplomatik, lojistik sınırları vardı. İleriye gitmek kendi müttefiklerimizle de papaz olmak demekti.

'Türkiye adayı ilhak etseydi bugün huzur olurdu' demek
Güney bölgesinde bulunan yüzbinlerce Rum'u mu sürecektik, öldürecek miydik?

Bugün Türkiye, Kuzey Kıbrıs'ta statükosunu koruyarak, kendi lehine bir denge oluşturdu. Adanın tamamını alsaydık, muhtemelen Irak veya Suriye gibi bir bataklığa saplanacaktık.

Mülkiyet Sorunu
Kıbrıs'taki mülkiyet sorunu, 1974 harekatından sonra adanın ikiye bölünmesiyle ortaya çıkan, günümüzde de çözülmemiş ve AŞIRI karmaşık hukuki ve siyasi meselelerden biridir.

KKTC'de emlak sektörü, kabul edilse de edilmese de fiilen kilitlenmiş durumdadır. Tapu harçlarının devlet gelirlerinin %90'ını oluşturduğu bir yapıda, Rum mallarına dayalı gayrimenkul işlemlerinin tehdit altına girmesi sadece yatırımcıların değil, devletin de belini bükecek boyuttadır. Maliye'nin 3 ayda topladığı 2,1 milyar TL harcın 1,9 milyar TL'si tapu harçlarından oluşması, bu krizle birlikte KKTC bütçesinin temel taşlarının nasıl sarsılabileceğini de açıkça ortaya koyuyor.

Temelinde, 1974'te Kuzey'e geçen Türklerin Güney'de kalan malları ile Güney'e geçen Rumların Kuzey'de kalan mülkleri üzerindeki hak iddiaları yatar.

Çözülmesi için bazı adımlar atılmıştır.

- Taşınmaz Mal Komisyonu (Immovable Property Commision): Bu sorunla mücadele etmek için Taşınmaz Mal Komisyonu kurulmuştur. Ancak bu komisyonun mevcudundan daha etkin çalışması gerekmektedir. Hızla işlevselleştirilmesi, tazminat ödemelerinin düzenli hale getirilmesi ve uluslarası düzeyde meşruiyetin güçlendirilmesi gerekmektedir. Ayrıca Birleşmiş Milleter kararları ve uluslararası hukuk normlaryıal birlikte, stratejik ve diplomatik düzeyde de ele alınmalıdır.

- Yer Değiştirme (1974): Harekat sonrası yaklaşık olarak 160.000 Rum Kuzey'den Güney'e, 45.000 civarlarında Türk ise Güney'den Kuzey'e göç etmek durumunda kalmıştır.

KKTC Tapu Türleri
- Türk Tapusu: Genel olarak 1974 öncesinde Kıbrıslı Türklere ait olan tapulardır. Türk tapusu olarak adlandırılan taşınmazların temel ayırt edici özelliği, mülkiyet kayıtlarının 1974 öncesine dayanmasıdır.

- Eşdeğer Mal: KKTC yönetimi, Güney'de malını bırakan Türklere Kuzey'deki Rum mülklerini devrederek Eşdeğer Tapusu verdi. Ancak Uluslararası toplum ve Rum tarafı bu tapuları hukuken tanımıyor.

- Tahsis Tapusu: 1974 sonrasıdaki süreçte Kuzey Kıbrıs'taki yetkili makamlar tarafından belirli kişilere verilen taşınmazlar için kullanılan tapu sınıflandırmasıdır. Tahsis tapularının tarihsel oluşumu ile bugün belirli bir taşınmazın hukuki durumu aynı konu değildir. Bu nedenle tahsis koçanlar hakkında da güvenilir, riskli, avantajlı, bütçe dostu veya benzeri yatırım kararlarını etkileyebilecek genel değerlendirmeler yapılmamalıdır.

Güncel Durum:
Son yıllarda Kuzey Kıbrıs'ta yabancılara yönelik gayrimenkul satışlarının artması üzerine Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Rum mülkleri üzerine inşaat yapan ve bunları satan şirketler/kişiler hakkında tutuklama kararları çıkarmaya başladı. Bu durum sorunun uluslararası bir gerilime dönüşmesine yol açıyor. En son iki Macar kadına 2,5 yıl hapis cezası ve 15 ay hapis cezası verildi.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!

Söz Hakkı

0/1000

Yorumlar yayınlanmadan önce moderasyon sürecinden geçer.