Vahşi Doksanlar

"İlk Çeçen savaşı sırasındaydı... Moskova'da garda bir kadınla tanıştım, Tambod yakınlarında bir yerden geliyordu. Oğlunu savaştan almak için Çeçenistan'a gidiyordu: "Onun ölmesini istemiyorum. Öldürmesini istemiyorum." Devlet artık onun ruhuna hâkim değildi. Özgür bir insandı bu. Böyle insanlar azdı. Daha çok, özgürlükten tedirgin olanlar vardı." (Svetlana Aleksiyeviç, İkinci El Zaman)
Seksen yılları, Sovyet devrimi artık son yıllarını yaşıyor. Başında Pizza Hut Gorbaçov var. Sistemin çökeceğini parti de biliyor olmalı ki bir reform adımı atıyorlar: Perestrokya.
Nedir bu Perestrokya?
Kısaca anlatmak gerekirse, Sovyetler Birliğini sözde çöküşten kurtarmak için, mevcut sistemi daha "demokratikleştirme" ve ekonomisini ucundan liberalize etmek.
Gel gelelim, git zaman bu reformlar işe yaramıyor. Başta Baltık ülkeleri olmak üzere yeter diyorlar, Sovyetlerin de artık bu isyana karşılık verecek gücü kalmıyor. Hatta isyanı bastırmayı reddeden askerler de ortaya çıkıyor. Tarihler 19 Ağustos 1991'i gösterdiğinde ise Gorbaçov'u sevmeyen beton partililer de ona karşı başarısız bir darbe girişiminde bulunuyor.
Bu noktadan sonra, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği diye bir yapı kalmıyor zaten; Gorbaçov'un da istifasıyla da beraber 69 senelik alternatif komünist toplum deneyi sona ermiş oldu.

Yeltsin
Boris Yeltsin, Urallarda fakir ve köylü bir ailenin çocuğuydu. Tahta bir barakada yaşıyordu, babası Stalin döneminde 3 sene GULAG'larda zorla çalıştırılmıştı.
Üniversiteden mühendis olarak mezun oldu, Komünist Parti'ye katıldı. 1976'ya geldiğimizde yerel parti şefiydi. Dokuz yıl sonrasında ise Gorbaçov tarafından Moskova Parti Şefliğine yükseltildi.
Moskova'da reform çağrısı yapmaya başladığında büyük hayranlık gördü, ancak parti bürokrasisi onu bir münzevi olarak görüyordu. Bir kumar oynayarak istifa etmeyi teklif etti.
Bunun yerine, utanç içinde görevinden alındı. Sinir krizi geçirdi, hastaneye kaldırıldı, ancak hasta yatağından kaldırılıp parti toplantısında dört saat boyunca azarlandı. Yeltsin otobiyografisinde "Kalbimin yerinde kalan tek şey yanmış bir kül yığınıydı" diye yazdı. Aşağılanması, intikam için yanan bir arzuya dönüştü.
Şok Terapisi
1991'de Rusya'nın başkanı oldu, Herkes Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla tüm dertlerinin biteceğini düşünmüştü, ancak bu öfori kısa sürdü. Rusya'yı yönetmek ve tekrar inşaa etmek hiçte göründüğü kadar kolay değildi.
Yeltsin ekonomiyi kolektif ekonomiden piyasa ekonomisine döndürmek için bir takım genç reformcuyla beraber çalıştı. Ancak reformların ilk etkisi Rus halkının daha önceden karşılaşmadığı hiperenflasyon, işsizlik ve yurtiçindeki acı oldu.
Özelleştirme belki insanların oturduğu evi sahibi yaptı ancak bundan öte birileri de bir şeylerin, özellikle de büyük şeylerin sahibi olmuştu: Devlet kurumları.
Yıl 1994, Bir grup çeçen isyancı (Cevher Dudayev, Aslan Mashadov) Rusya'ya karşı bağımsızlık ilan etti. Yeltsin onbinlerce insanın öldüğü iki Çeçen savaşının da emrini verdi.
Sovyet halkı, komünizmden kurtulunca her şeyin biteceğini düşündüler. Çeşit çeşit kıyafetler giymek, kola içmek, hamburger yemek istediler. Aldıkları şey ise işsizlik oldu, enflasyon oldu, terör oldu. İnsanlar yoksulluk yüzünden birbirini öldürüyor, zamanın entelektüelleri, sanatçıları beslenmek ve barınmak için sosyal yardım almak zorunda kalıyordu. Açlık ve cinayet oranları Afrika ülkeleriyle karşılaştırılmaya başlanmıştı.
Gelen gideni aratır. Artık o sanatın, bilimin konuşulduğu toplumda, her şeyinizi verseniz de satın alamayacağınız kadınların bulunduğu toplumda; sanki Sovyet dönemi yaşanmamış gibi bir anda yok oldu. 69 senelik devrim, bir günde sona erdi. Artık konuşulan insanlar entelektüeller değildi, businesscılar, managerlar, fahişelerdi.
İşin garibi bütün hikaye bana bir yerden tanıdık geliyor, ama neyse...
Yorumlar (1)
Çok iyi yazı