Endüstriyel Toplum ve Onun Geleceği adlı manifestosunda Theodore Kacyznski, "Aşırı-sosyalleşme" adında bir konsept kullanıyor. Ona göre bir solcu, aşırı karmaşık ahlaki kurallardan dolayı durmaksızın bir suçluluk psikolojisi yaşar. Solcu, modern toplumun ahlak kurallarından her defa saptığında, bitmek bilmeyen bir suçluluk yaşıyor. Ne zaman isyan etmek istese, baş kaldırmak istese bu halinden dolayı baş kaldıramıyor.

Aşırı-sosyalleşmenin prensipleri

Her insan toplumunda, küçük çocuklar psikologların dediği gibi bit "sosyalleşme" sürecinden geçmelidir. Böylelikle çocuk, toplumun sahip olduğu belirli ahlak kodlarını öğrenir ve toplumla entegre olur.

Aşırı-sosyalleşme, bir bireyin modern toplum ahlak kuralları ve değerleriyle aşırı bağımlı olup, kendi istekleri ve içgüdülerine karşı isteğini kaybetmesidir.

Solcuları, Aşırı-sosyalleşmiş olarak etiketlendirmek absürt olabilir, çünkü genel medyada isyancı olarak adlandırılırlar. Gerçekte ise isyancıdan çok konformistlerdir.

Endüstriyel toplumda ahlak normları ve değerleri çok karmaşıktır, o kadar karmaşıktır ki toplumun kurallarına göre davranmak imkansızdır. Bu yüksek talep düzeyinin, endüstriyel uygarlığın karmaşıklığıyla, bu toplumun insanlık dışı ölçeğiyle ve örgütsel zorunluluğuyla ilgili olması muhtemeldir. Çok fazla milyonlarca insanı kapsayarak yaşamak imkansızdır, çok fazla kısıtlama gerektirir.

Kaczynski alttaki paragrafta aşırı-sosyalleşmiş insanları ayırır:

İnsanların büyük çoğunluğu önemli miktarda kötü davranışta bulunur. Yalan söylerler, ufak tefek hırsızlıklar yaparlar, trafik kurallarını ihlal ederler, işte tembellik ederler, birinden nefret ederler, kinci şeyler söylerler veya diğerinden öne geçmek için kurnazca bir yöntem kullanırlar. Aşırı sosyalleşmiş kişi bunları yapamaz veya yapsa bile kendisinde utanç ve öz nefret duygusu yaratır. Aşırı sosyalleşmiş kişi, suçluluk duymadan, şu tür düşünceleri veya duyguları bile yaşayamaz.

Çoğu birey kendisine dayatılan bu suçluluk duygusundan kurtulmaktadır, Aşırı-sosyalleşmiş insanlar hariç. Bu durumdan kaçmak için "Kendi güdülerini sürekli kandırmak ve gerçekte ahlaki olmayan bir kökene sahip duygu ve eylemler için ahlaki açıklamalar bulmak zorundalar.". Bu zihinsel işkence, Aşırı-sosyalleşmiş bireylerde bazı sorunlara yol açar. Nitekim düşük özgüven gibi, suçluluk psikolojisi veya yenilgi duyguları gibi. Aşırı-sosyalleşmiş insanlar bu durumu çözmek için diğer insanlara ahlaki değerlerini otoriteryen bir biçimde dayatmaya çalışırlar. (kapsayıcılık, veganlık veya ötürü eğlenceler vb.)